“Biz sehirliler, stresli hayat sartlarini ve yogun calismalarimizi bir kenara birakamiyoruz. Ama, sevgili, bilincli ve sorumlu bireyler olarak evcil hayvanlarimizin dilinden konusan, onlarin hiziyla kosan, onlari anlayan ve onlarin da istekleriyle bu dertlerin onlara ait olmadigini gostererek onlari ozlerine yaklastiran birinin eksikligini cekiyoruz” diyorsan dogru yerdesin! Her canlinin kendi cin
si ile iletisim kurma metodlari vardir. Hayvanlar alemine bakildiginda insanlar tarafindan tamamen anlasilan bir iletisime rastlanmamaktadir. Biz onlarla zaman zaman konussak bile
( Aciktin mi? Top oynayalim mi? Haydi disari cikiyoruz! ) onlar aslinda bizi enerjimizden tanirlar. Hayvanlarin dogalarinda tuvalet zamani, yuruyus zamani gibi mevhumlar yoktur. Kendi habitatinda diledigi gibi hareket edebilen hayvanlari evcillestirdigimizden bu yana onlara fazla soz hakki birakmadik aslinda. Biz onlar namina neyin iyi olup olmadigina karar veriyoruz. Bazen ise karar dahi vermeden, onlarin dogalarini ve psikolojilerini etkiliyoruz. Onlar aslinda bizim hayatimizi yasiyorlar. Her duygu ve dusuncenin ayri bir titresimi vardir ve cevremize icinde oldugumuz enerjiyi yayariz, tipki cevremizin enerjisini aldigimiz gibi. Eve dondugumuzde, tercih etmesek bile, tuylu arkadaslarimiz uzerimizdeki butun enerjiyi cekerler. Dertlerini anlatamaz onlar, ama yine de derman olurlar. Bizlerle sonsuz sevgilerini paylasan bu canlilarin en dogal ihtiyaclarini karsilamak dostlugumuzun bir parcasi degil mi?