Güney marmara doğası.

Güney marmara doğası. Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Güney marmara doğası., Pet service, Dedeoba Köyü, Bandırma.

Bu bir bal arısı. Bacaklarındaki polen, karahindibadan geliyor.Dili dışarıda çünkü onu öldüren şey, karahindibanın üzeri...
06/03/2025

Bu bir bal arısı.
Bacaklarındaki polen, karahindibadan geliyor.
Dili dışarıda çünkü onu öldüren şey, karahindibanın üzerindeydi.

İlkbahar mevsimindeyiz, karahindiba arılar için ilk besin kaynağıdır.
Bu arı, bizim "yabani ot" olarak gördüğümüz ama doğanın besin olarak kabul ettiği şeyin üzerine serpilen herbisitler (yabani ot öldürücüler) nedeniyle öldü.

Lütfen böyle zehirleri yabani otlara karşı kullanmayın...
– peki zaten yabani ot nedir? – en azından böğürtlenler çiçek açana kadar.
Hatta hiçbir zaman bu maddeleri bitkilere sıkmamak en iyisi olur.

Çünkü bazı yabani otlar, çiçekler veya meyve ağaçlarından çok daha önemli bir besin kaynağıdır ve arılar için tek besin kaynağı olabilir.
Arılar olmazsa, bizim için de yiyecek yetişmez ve hepimiz aç kalırız.

Akşamları çiçeklerin üzerine oturan küçük arıların yaşlı arılar olduğunu biliyor muydunuz?Yaşlı ve hasta arılar günlerin...
01/02/2025

Akşamları çiçeklerin üzerine oturan küçük arıların yaşlı arılar olduğunu biliyor muydunuz?
Yaşlı ve hasta arılar günlerinin sonunda kovana dönmez.
Geceyi çiçeklerle geçirirler, ve bir gün doğumunu daha görme şansları olursa koloniye polen veya nektar getirerek faaliyetlerine devam ederler.
Sonun yaklaştığını hissederek bunu yapıyorlar.
Hiçbir arı kovanda ölmeyi beklemez ki, diğerlerine yük olmasın.
Yani, bir dahaki sefere yaşlı küçük bir arının bir çiçeğin üzerine oturduğunu gördüğünüzde gece kapanırken..... küçük arıya ömür boyu hizmetinden dolayı teşekkür ederiz.

16/11/2024
Dogamız canlanıyor
09/04/2022

Dogamız canlanıyor

Nasılda sahip çıkıyor ufaklık 😊
12/03/2022

Nasılda sahip çıkıyor ufaklık 😊

Beni bahçende gördün mü? Ben bir Stenopelmatus'um. Lütfen... beni öldürme!Sizlere biraz kendimden bahsetmek istiyorum. B...
05/03/2022

Beni bahçende gördün mü?

Ben bir Stenopelmatus'um. Lütfen... beni öldürme!
Sizlere biraz kendimden bahsetmek istiyorum. Birçok kişi beni patates böceği, Kudüs cırcır böceği, Kafatası Böceği, Çocuksurat veya Akrep Anası olarak tanır. İnsanlar beni gördüklerinde korkarlar ve beni öldürmek isterler. Gerçek şu ki senden kaçıyorum.
Ben örümcek, akrep ya da cırcır böceği değilim ve ZEHİRİM YOK. Tek silahım çenelerim. Onlarla bahçe bitkilerinin yanında bulunan organik atıkları besliyorum.
Çevrede çok önemli bir rolümüz var, çünkü toprağın çıkarılması ve böylece toprağın oksijenlenmesine izin vererek bitkilerin büyümesine yardımcı oluyoruz.
Ömrüm bir yıl.
Beni gece bulursan, öldürme. Sadece yiyecek ve saklanacak güvenli bir yer arıyorum.

https://www.facebook.com/groups/642403892835950/?ref=share

Allah'ım!Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi hayırla ramazana ulaştır.(Hadis-i Şerif)Regaib Kandilimiz mübarek...
03/02/2022

Allah'ım!

Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi hayırla ramazana ulaştır.

(Hadis-i Şerif)

Regaib Kandilimiz mübarek olsun.

Eskiler şöyle derdi, yok deme oğul, yok olur..
16/01/2022

Eskiler şöyle derdi, yok deme oğul, yok olur..

Zengin bir iş adamı, hafta sonu tatilini bir kayak merkezinde geçirmek istemiş.Ve orada kaldığı günlerden bir gün, kayma...
19/12/2021

Zengin bir iş adamı, hafta sonu tatilini bir kayak merkezinde geçirmek istemiş.
Ve orada kaldığı günlerden bir gün, kayma niyetiyle dışarı çıktığında, yoğun bir tipi yüzünden kaybolmuş. Telefonlar çekmiyormuş o civarlarda, bu yüzden de kimselere ulaşamamış.
önce biraz yükseklere tırmanmayı denemiş, her tarafı rahatça görmek için ama, tipi oralarda daha da şiddetliymiş. Sonra tekrar aşağıya yöneldiğinde, kendisini ormanlık bir alanda bulmuş.
Hava yavaş yavaş kararıyormuş, beyaz görmekten yorulan gözleri gibi. Uzaktan kurt sesleri duyduğunda, korkuya kapılarak paniklemiş. Mağara bile olsa, bir yerlere sığınması gerekiyormuş.
Etrafına bir kez daha göz gezdirince, ormanın alt yamacında zayıf bir ışık görmüş. Bazen sönecek gibi titreyen zayıf bir ışık.
Adam son bir gayretle, bata-çıka, düşe-kalka o yöne doğru koşmuş. Birkaç yüz metre ötede tomruklardan yapılan bir kulübe varmış. Kapısının üstüne bir fener asılan, bacasından incecik bir duman yükselen…
Adam, yarı donmuş elleriyle kapıyı çalmadan önce, kapı otomatik gibi açılıvermiş. Bir ihtiyar çıkmış gülümseyen bir yüzle, en az seksen yaşında, belki de doksan. Gelen misafirini, oğlu gibi kucaklayıp içeri almış ve kuzinenin yanındaki bir sedire oturtmuş.
Zengin adam, konuşmakta zorlanıyormuş. Biraz açıldığında:
“Geldiğimi nasıl bildiniz?” diye sormuş. “Kapıyı çalmadım ki? üstelik de şiddetli bir fırtına vardı.”
Yaşlı adam, onun sırtını sıvazlayıp:
“Sizi bekliyordum” diye tebessüm etmiş. “Pencereden gözleyip duruyordum. Bu yüzden de o feneri dışarı astım.”
Adamın aklı iyice karıştığından, susmayı tercih etmiş. Zaten oldum olası bu tür hassas konuları pek anlamazmış.
İhtiyar devam edip:
“öğle vakti çorba yapmak istedim” demiş. “Tarhanayı sakladığım torba elimden kaydı, tencereye iki kişilik tarhana döküldü. Her zaman yaptığım ekmek, bugün iyice kabarıp bir kat daha büyüdü. üç tavuktan sadece biri yumurtlarken, bugün iki tanesi yumurtladı. Anladım ki akşama bir misafirim var.”
Yaşlı adam feneri içeri alırken, diğeri susuyormuş. Ona göre bunlar bir tesadüfmüş, biraz nadir görülse de pek önem taşımayan. Bulunduğu yerden etrafına bakınmış. Oturduğu sedirin alt kısmında, yani yerde duran bir ahşap masanın üstünde iki tabakla birlikte iki de kaşık varmış. İki de bardak tabi.
Yaşlı adama onları işaret edip:
“Galiba eşiniz de evde” demiş. “Herhalde üst katta öyle değil mi?”
İhtiyar gülümseyip:
“ Eşim yirmi yıl önce vefat etti” demiş. “çocuklar da burayı terk ettiler. Kısacası yalnızım. Sofrayı sizin için hazırladım. Hemen geçelim de çorbamız soğumasın.”
Zengin adam iyice afallayıp, ihtiyara farklı bir gözle bakmaya başlamış. “Tesadüf” dediği şeylere de tabi ki… çorbayı büyük bir iştahla kaşıklarken, pencereden dışarıya bir göz atarak:
“Fırtına bir anda kesildi” demiş. “Hava da açtı ama ayaz başladı. Burayı bulmasaydım, kesinlikle donardım. Oysa bu akşam otelde eğlence vardı. Harika bir ziyafet çektikten sonra, havai fişekler atılacaktı. Daha sonra sıcacık bir odaya geçip, dev ekrandan televizyon seyredecektim. Ama buna da şükür, az kalsın ölecektim.”
Yaşlı adam, yer masasını göstererek:
“Seni hayata bağlayan bir dilim kuru ekmek, en lezzetli yemeklerden daha iyidir” demiş. “ Bence tarhana çorbası hiç de fena değildi. Yağda yapılan yumurta da öyle. Diğer eksiklikleri de tamamlarız.”
“Diğer eksikler” lafına gülmüş genç adam. Bu daracık kulübeyle o lüks otel arasında dağlar kadar fark varmış, etrafını çevreleyen sarp dağlar kadar. Ama ses çıkarmamış, ne de olsa misafirmiş bu garip yerde.
Karınları doyunca, yaşlı adam onu çatı arasına çıkarmış. Oradaki küçücük bir odaya…
Çatı üstünde bir metre kar olsa bile, içerisi sıcacıkmış, belki otel odasından daha da sıcak.
“Kuzinenin bacası, bu odadan geçer” demiş ihtiyar adam. “Zaten yorganın da tiftikten yapılmıştır. Merak etme üşümezsin, hatta belki terlersin.”
Odanın orta yerinde ahşap bir karyola bulunuyormuş. Hem de iki kişilik, bir zamanlar ihtiyarın eşiyle paylaştığı… Onun ayakucunda da büyükçe bir pencere.
İhtiyar adam, dantellerle süslü perdeleri açarken:
“İşte bu da televizyonun” demiş. “ üstelik de dev ekran. Arkada gördüğün dağlar bu civarın en güzel dağlarıdır. Eğer dikkat edersen, ayın yakamozlarını dağdan akan şelalede görebilirsin.”
Zengin adam, yatağa oturarak dışarıyı seyretmeye koyulmuş. İnanılmaz güzellikte bir mehtap varmış. İhtiyar adam, önce kutup yıldızını göstermiş ona, kaybolan insanlara yol gösteren. Tarif etmiş onun nasıl bulunduğunu. Sonra gökyüzünde bir yer işaret etmiş, adeta ışıktan bir nehir oluşturan, “Saman Yolu” adıla şöhret bulan.
Zengin adam, belki hayatı boyunca hiç dikkatle bakmadığı gökyüzüne bakarken, ihtiyar ona kayan bir yıldız gösterip:
“Bu günlerde meteor yağmuru var” demiş. “Dikkat et de yıldızlar düşmesin üstüne. Oteldeki havai fişek gösterisi, bunların yanına sönük kalmaz mı?”
Zengin adamın gözleri hala yıldızlardaymış, biraz farklı bakıyormuş artık dünyaya. Anladığı kadarıyla “mutluluk” denen iksir, bakmaktan çok görmesini bilenlerinmiş. Odadaki gaz lambasını işaret ederek:
“Bu feneri her akşam, dış kapının üzerine asmalısınız” demiş. “Benim gibi cahilleri buraya çekip, ruhlarını aydınlatmaya sebep olsun.”

ALINTI'dir.

GÖRMEK ,akıl,kalp ve gözün devreye girmesiyle gerçekleşir. BAKMAK , bir göz hareketi, görmek bir şuur faaliyetidir. Bakışta GEÇİLİK , görüşte SEÇİCILİK ,vardır. Bakmak en fazla TANIMAKLA görmek anlayıp KAVRAMAKLA ,sonuçlanır.

Address

Dedeoba Köyü
Bandırma
10200

Telephone

+905355193453

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Güney marmara doğası. posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category