23/01/2015
Akvaryum ve Su Bakımı
Balıklar göz alıcı bir çeşitlilik gösteren doğal ortamlarda yaşar. Hiç abartısız yüz milyonlarca yıldır evrim geçirerek belli çevresel koşullara uyum göstermeyi başarmış ve kendilerine uygun bir yer edinmişlerdir. Suyun farklı derinlik ve akışkanlıklarına göre yanlızca vücut şekillerine değil, farklı sıcaklık ve birbirlerinden apayrı su kimyasalları nedeniyle temel organlarına da en uyugun biçimi kazanmışlardır. Balıkların akvaryumda sorunsuzca barınabilmesi için su asiditesi, alkalinite, mineral içerik, amonyum, nitrat, ve nitrit seviyelerinin yanı sıra su sıcaklığı, ışıklandırma tipi ve yoğunluğu ile bitki büyümesi gibi faktörleri de kontrol etmelisiniz. Balık beslemek onları sağlıklı tutmak sorumluluğunuda gerektirir, bu da yanlızca para değil, zamanda ayırmak anlamına gelir.
Su Kimyası
Balık beslemek için uygun su, gaz, katı ve pek çok farklı organizmadan oluşan karmaşık bir "çorba" dır. Bu bileşenlerin birleşimi ve oranı ile asidite, sertlik, tuzluluk ve akvaryumunuzda bakmak istediğiniz balıklara vereceğiniz azot gibi unsurlara ilişkin nihai seviyeler onların uzun dönem sağlığı açısından çok önemlidir.
Bu nedenle akvaryumunuzun kimyasını düzenlemek için öncelikle akvaryum tasarımınızı uygun temel malzeme ile yapmanız gerekir. (Bakınız) Ancak bundan sonra su kimyasını düzenli bir şekilde gözlemleyerek sorunları önceden görüp düzeltebilirsiniz. Bu şekilde balıklar ve diğer akvaryum canlıları herhangi bir huzursuzlukla karşı karşıya kalmayacaktır.
Tatlı Suyun Hazırlanması
Akvaryumda en çok kullanılan tatlı su kaynakları, yağmur suyu ve çeşme suyudur.Çeşme suyu, kolay elde edilebildiği için birçok kişi tarafından tercih edilir. Yağmur suyu doğal ve iyi bir seçenek gibi görünsede atmosferik kirlenme ve özellikle asit yağmurlarına bağlı olarak bazı alanlarda kullanımı risklidir.
Yine de, çeşme suyuyla bütün sorunlardan kurtulduğunuzu düşünmeyin, çünkü balıklar için zararlı eriyik kimyasal maddeler içerebilir. Herhangi bir kuşkunuz varsa bölgesel su şirketlerine başvurunuz. Eğer suyunuz güvenilir değilse başka kaynaklar araşıtırınız. Demineralize edilmiş su bu seçeneklerden biridir. Bu su bütün minerallerinden arındırılmıştır, bu yüzden tehlikeli olabilecek maddeler içermez. Demineralize su akvaryumculardan ya da eczanelerden temin edilebilir, ama akvaryum meraklıları için bunu çeşme suyundan elde etmek için gerekli araçları satın almak daha ucuza mal olabilir. Suyu demineralize etmek için iki tür yöntem vardır: Seçici iyon değişim reçinesi ve Ters osmoz.
Seçici iyon değişim reçinesi :
Değişim-reçinesi düzeneği Bunlar evlerde suyu arıtmak için kullanılır, ama bu yöntem su kimyasının değiştirilmesinde çok daha işlevsel bir kullanıma sahiptir. Süreç şöyle işler: Su, içindeki çok özel kimyasalları alması için oluşturulmuş kimi reçineleri içeren bir düzenekten geçer. Demineralize su elde etmek için hidrojen ve hidroksil iyonları (saf su içerikleri), bu sürecin farklı aşamalarında katılmalıdır. Bu tip düzenekleri kullanmak kolaydır; çeşmeye bağlayın ve üreticinin talimatlarına uyun.
Bu düzenekte kullanmak amacıyla birçok sentetik reçine üretilmiştir. Suyun yapısında balıklar için uygun olmayan kimyasal bir dengesizliğe yol açmadıkları için, akvaryum suyu hazırlarken piyasada bulunan karışık ortamlı reçineler çoğunlukla tercih edilir. Bunlar saf, demineralize su ve sabit pH oluştururlar, suyun asidite ve alkalinitesi nötr bir noktaya ulaşır (pH 7), çünkü pH'ı yükselten ya da düşüren mineraller sudan alınmıştır. Reçineler bittiğinde yeniden kullanılmayacakları için, daha yüksek hacimlerde su elde etmek akvaryumcuya çok pahalıya mal olabilir.
Değişim reçinesi düzeneklerinin dezavantajlarından en önemlisi suda istenen ve istenmeyen mineralleri birbirinden ayırmanın imkansız oluşudur. Bunun sonucunda demir gibi son derece yararlı eser elementler de sudan alınır. Bu sorunun üstesinden gelmek için işlenmiş suya, akvaryumunuza uygun eser element paketleri eklemelisiniz.
Ters - osmoz düzeneği :
Ters-osmoz düzeneği Değişim reçinesi düzeneğinin yetersiz kaldığı yerlerde ters-osmoz düzeneğine başvurulabilir. Bu sistemde su, mineral içeriğinin %95'ini tutan yarı geçirgen zarlar arasından geçer. Bu düzenekler çok pahalı değildir ve bazı modelleri günde 160 lt su üretebilir. Elde edilen suyun fazlasını cam veya polietilen gibi, suyla kimyasal tepkimeye girmeyecek malzemelerden yapılmış sabit kaplarda rahatlıkla muhafaza edebilirsiniz.
Deniz Suyunun Hazırlanması
Akvaryumda doğal acısı ya da deniz suyu kullanmak çekici gelebilir, ancak mutlaka alınması gereken bazı tedbirler vardır. Kanalizasyon atıkları ya da fabrika atık suları gibi kirlilik kaynaklarına yakın bölgelerden ve ya karadan sızan tatlı suların bulunduğu alanlardan su almaktan kesinlikle kaçınmalısınız. Acısu ya da deniz suyunu doğal olarak almaktansa, minerallerin yapay karışımlarını (deniztuzu) kullanmayı düşünebilirsiniz. Bu karışımların, deniz suyunda bulunanlara benzer şekillerde mineral konsantrasyonu oluşturmanızı sağlayan kullanma talimatları vardır. Balıkları akvaryuma koymadan ve tuzluluk ile iletkenliği kontrol etmeden önce suyu birkaç saat havalandırmalısınız.
Tuzluluğun ölçülmesi : Deniz suyundaki farklı minerallerin sayısı tatlı suyun içeriğinden çok daha yüksektir. Tatlı sudaki eriyik mineralleri ölçümü "sertlik" adını alırken, deniz suyundaki eriyik mineral ölçümü genellikle bölüm başına binde birlik bir sayıyla belirtilen " tuzluluk " adını alır. Tuzluluğu ölçmek çok kolaydır ve en çok başvurulan yöntem bir hidrometre kullanmaktır.
Su örneğinizin görece yoğunluk ya da özgül ağırlığını karşılaştıran hidrometreler tuzluluk ve bb (binde bir) olarak ölçülendirilmiş şekillerde bulunabilir. Tuzluluğu ölçen bir gösterge olarak hidrometrenin kesinliği doğrudan suyun sıcaklığıyla ilgilidir., ama sabit sıcaklıktaki bir akvaryum için tuzluluk ölçümleri ancak göreceli bir kesinlik taşır. Hidrometre genellikle hemen her tür deniz suyu akvaryumu için yeterince kesin ölçümler verse de, suyun tuzluluk dengesinin çok önemli olduğu hassas kaya sistemlerinde kullanılmaz. Başarılı mercan kayalık sistemlerinin birçoğunda sudaki tuzluluk oranı su iletkenliğinin ölçülmesiyle gözlenir.
İletkenliğin ölçülmesi : Sudaki mineral seviyesi hakkında bilgi edinmek için bir iletkenmetre de kullanılabilir. İletkenlik aslında, sudaki mineral konsantrasyonuna dayanan, suyun elektrik akımı iletebilme yetkisinin ölçümüdür. İletkenmetrede değerler mikroSiemens olarak verilir. Bu sistemin yararları kesinlik ve hızdır.
İletkenmetre, bir hidrometrede görülemeyecek kadar küçük değişiklikleri göstermesi açısından son derece önemlidir, bu yüzden de çok hassas bir dengenin gerektiği mercan kayalık akvaryumu gibi akvaryumlarda kullanılması her zaman için olumlu sonuçlar verir.
Devamı: http://www.akvaryumsatis.com/akvaryum_bakimi.html